9 Haziran 2007 Cumartesi

yozlaşan toplum

O kadar doluyum ki nereden başlayacağımı bilemiyorum?En tepedekilerden mi başlasam yoksa sokaktaki sıradan insanlardan mı? Kendini aydın diye vasıflandıran kimliksiksiz entellektüel inanlardan mı?

Geçmişi zaferlerle dolu bir milletin çocuklarıyız. Altı asır boyunca yıkılmamış ve yıkmamışız. Dünyaya hoşgörü ve barış tohumlarını biz Türkler ekmişiz. Mazlumun yanında, zulmün karşısında olmuşuz.Adaleti gittiğimiz her yere beraberinde götürmüşüz.Bu hasletler vasıtasıyla benimsenmiş ve asırlar boyunca tarihe yön vermişiz.
Ne oldu da değişmeye başladık? İnancımız mı eskidi,modern çağın gerisinde kaldı?Çok mu geri kafalıydık, biraz modernleşmeye ihtiyaç duyduk?Yoksa medeni olarak gördüğümüz, M.Akif'in dediği gibi "tek dişi kalmış canavar"a mı özendik? Değerlerimize sövmeye, onları ayaklar altına almaya başladık. Tembelliğimizi, geri kalmışlığımızı, hep maneviyatımızda aradık. Dinimizden, diyanetimizden utanır olduk.Maneviyatsız bir toplumun da çürümeye yüz tutacağını çabuk unuttuk.

Sonunda başardılar kimliksiz, sorgulamayan bir nesil hızla çoğalmakta...
Gençlik ilk önce ecdadından soğutuldu, şimdi de sıra diline, dinine ve kültürüne geldi.Gençlere Türk kültürünü öğretmek, onları her yönüyle bir Türk gibi yetiştirmeye çalışmak bilim dışı kabul edilip; karanlığa, cehalete yönlendirmeyle eş tutulmaya başlandı.Çünkü bu ülkede kendini söz sahibi zanneden kimliksiz, satılık o entellektüeller, çocuklara: "Osmanlı karanlık bir devirdi, biz o zamanlar cahildik."Gençlere de:"Bilek gücünün hüküm sürdüğü bir devirdi, saraylarda eğlence ve zevkin sınırı yoktu."düşüncesini aşılamaya başladılar. Bir sırtlan gibi önüne gelen her canlıyı av zanneden, zalim Batı kültürünü gençlerimizin örnek almasını istediler. Sonunda istedikleri de oldu.Okullar, sokaklar kaynamaya başladı.Okul çatısı altında uyuşturucu partileri
verilmeye...Kısacası kan uyuşmazlığıyla karşı karşıyayız.

Birilerinin başlattığı bu yozlaşma harekatı İslam coğrafyasında hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Ancak İslam devletlerinden farklı olarak bizde dinin yansıra, millet kavramını da yozlaştırmak istemektedirler. Bunu başarabilmek için var olan her şeyi çok iyi kullanmaktadırlar. Medyayı, parayı, beyinleri satılık yazarları ve daha bir çok şeyi. Onların düşüncesi, amaca giden her araç mübahtır.

Peki bu yozlaşma harekatı başarıya ulaşırsa ne olacak. Bunu şimdiden görmek mümkündür. Varsayımlar ortaya atmaya gerek de yoktur. Çevremizde hızla değişen kuşak düşünceleri ve davranış normları sonucunda aileden başlayıp topluma yayılan bir kargaşa ve şiddet ortamı ortaya çıkmıştır.

İnsanların birbirine olan güveni giderek zayıflamaya başlamış ve toplumsal çözülmeler başlama aşamasına gelmiştir. Büyük kentlerde insanlar gündüz vakti sokaklarda gezerken hem can hem de mal güvenliklerinin derdine düşmüşlerdir. Daha çocuk yaşlarda, babaya anneye olan saygı yok olmuş, manevi değerleri öğrenme bir tarafa kalsın onları kirletmenin marifet olduğu düşüncesi beyinlerinde yer bulmuştur. Her yerde uyuşturucu kol gezmeye başlamış, şiddet ise almış başını gitmiştir.

Bunların ana nedeni ise yozlaşmanın kullandığı araçların yavaş yavaş meyvelerini vermeye başlamasıdır. Unutmayalım ki ne zaman bir toplum kendini unutur, işte o zaman o toplum daha rahat çözülür ve yok olur.

Peki ne yapabiliriz? Öze, bizi biz yapan değerlere, dilimize, dinimize ve kültürümüze, sımsıkı bağlanarak bu bataktan kendimizi kurtarabiliriz. Çıkarları uğruna bayrağı, vatanı, Atatürk'ü kullanarak bizlere kin, nefret kusanlara da bu milletin çocukları olarak gereken cevabı vermeliyiz.


Gökhan GÖKTÜRK
Türkçe Öğretmeni


























Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa